Araplar Bizi Arkamızdan Hançerledi mi? (8)
Yazan: Zeyneb Seza
8. Bazı Önemli “Alıntılar”
Gerçek arşiv niteliği taşıyacak bir yoruma kulak verelim, İsrail’in kurucusu Ben Gurion tarafından:
İktidar merkezine bu kadar yakın olarak, Filistin’deki Yahudilerin durumunu geliştirebilmeyi düşünüyordum. Çeşitli yollarla Yahudi özgürlük hareketini ilerletebilirdim; önce özerklik, nihai olarak tam bağımsızlık elde ederek. Akıl yürütmem böyleydi. İstanbul’da rastladığım Arap öğrencilerle bu konuda düşüncelerimin çok farklı olduğunu görmekten şaşırdım… Bu genç entellektüel Araplar, mücadelelerinin geleceğini Türk idaresinden bağımsızlık olarak görmüyorlardı. Hiçbiri Arap topraklarının bağımsızlığından söz etmedikleri gibi böyle bir amaç için çalışmıyorlardı. Tam tersine, birçoğu, daha geniş ve daha büyük bir Türk imparatorluğu görmek istiyorlardı…
(Ben Gurion Looks Back-Talks with Moshe Pearlman, s.46)
Kemalistlerden Türk mandası isteyen Filistinli Arap liderler:
1922 sonlarında Türk Milli Mücadelesi zaferini ilan etmişken, ‘bazı Filistinli Arap liderler Kemalistlere başvurmuş ve kendi kaderlerini tayin hakkı elde edebilecekleri Türk mandası’ istemişlerdir. Filistin, İngiliz mandası altına konulmuşken, Filistinli Araplar, ‘Türk mandası’ istiyorlardı.
Kaynak: Yahudi veİsrailli tarihçi Y.Porath’ın ‘The Emergence of Palestinian-Arab National Movement 1918-1929′ (Filistin Arap Ulusal Hareketinin Doğuşu 1918-1929, sayfa: 160-165 )
Mustafa Kemal Atatürk’ten, Müslümanları birleştirmek gerektiğine ama henüz bunun vaktinin gelmediğine, o yüzden o Müslümanları İngiliz ve Fransız emperyalizminden kurtarmak için henüz uğraşmadıklarına dair çoktan unutulmuş bir beyan:
“Ben bir milletin mevcudiyetini kurtarmak için işe başlarken ne yazık ki Suriyeyi, Irakı, bütün İslam Dünyasını, zaruri olarak biraz müsamaha etmek mecburiyetinde kalmıştım. Çünkü bütün bu âlemi toplayan büyük imparatorluğun enkazını, bizim kadar dostlarımız ve dindaşlarımızın da görmüş olduklarını biliyorum… Ben şahsen bütün camia için gayret sarfetsem bile bazı kitlelerde hâsıl olmuş bulunan zihniyetler, bizi, birbirimize yaklaştırmayacak kadar mühim idi. Bu sebeple, ben bütün kuvvetimi ve kudretimi, yalnız bu imparatorluk içindeki Türk olan unsura hasretmek mecburiyetinde kaldım. Ancak ben bu işi yaparken çok emindim ki asırlardan beri beraber yaşamış, dindaşlık yapmış insanlar ayrılamazlar. Yalnız, imparatorluğun yarattığı bir takım su-i tefehhümlerin [yanlış algılamaların] unutulabilmesi ve nihayet beraber yaşamış bu insanların birbirlerini anlayabilmesi için muayyen bir zaman geçmesi lazımdı. Bu günün henüz gelmiş olduğuna itiraf ederim ki kani değilim. Fakat o dediğim gün gelecektir”
(Mustafa Kemal Atatürk 1937)
Evet Atatürk’ün de bahsettiği bu “sui tefehhümlerin” unutulması vakti gelmiş ve dediği gibi maalesef Osmanlı’nın son dönemi bir enkaza dönüşmüştü. Dolayısıyla Türk halkıyla birlikte bütün halklar da başının çaresine bakmak ve kendi istikballerini düşünmek zorunda kalmışlardır. Ve yine Atatürk’ün son derece tehlikeli bulduğu ve nutkunda detaylıca anlattığı “kışladaki üniformalarını çıkarmadan devlet yönetmeye kalkmış”, imparatorluğu maceradan maceraya sürüklemiş ve Balkan Harblerindeki, Kafkaslardaki ve Şam vilayetindeki hezimetlerimizin istemeyerek de olsa en büyük müsebbiblerinden olmuş İttihatçı Paşaların, gerek mandacı politikaları gerekse yine Atatürk’ün eleştirdiği “istikbali Turan’daki bir hayalde” aramaları maalesef Devlet-i Aliyye-i Osmanî’yi Mondros Mütarekesi gibi aşağılayıcı bir mütarekeye oturacak duruma getirmiştir. Aynı hatalar, İstanbul’un işgal yıllarında yaşanan rezaletleri de tarihimize kazandırmıştır.
Bu yazı dizisinin bütün bölümlerine ulaşabilmek için şu sayfayı ziyaret ediniz:http://www.fikiralemi.com/2010/02/01/araplar-bizi-arkamizdan-hancerledi-mi-yazi-dizisinin-butun-baglantilari/
Dikkat! Bu sitedeki bütün yazıların telif hakkı kanunlarla korunmaktadır. Daha fazlasını okumak için lütfen buraya tıklayınız.
Şubat 1, 2010
Tags: Araplar, Araplar ve Türklerin Benzerliği, Ben Gurion, İttihat ve Terakki Cemiyeti, Mustafa Kemal Atatürk Şu kategoride: Tarih


Bir Cevap Bırakın