Araplar Bizi Arkamızdan Hançerledi mi (1)

Yazan: Zeyneb Seza

Arapça Ortadoğu Haritası

1. Giriş

Hicaz’daki birkaç kabilenin isyanını bütün Arap âlemine mal edip “Araplar bizi arkadan vurdu/hançerledi” diyenler, tarih bilgilerini birkaç oryantalist yazarın kitabına ya da bazı İttihatçı paşaların hiçbir kayıtta bulunmayan ama kendilerinin öyle yorumlamayı tercih ettikleri “hatıratlarına” dayandırırlar ki bunların belirleyici anlamda tarihî değeri yoktur. Çünkü tarih büyük ölçüde arşiv, sayı ve kayıtlara dayanır. Sadece Kudüs şehri için hâlâ muhafaza edilmesi başarılabilmiş 4 milyona yakın kayıt olduğu söylenirken kişisel yorumlar ne derece önem kazanabilir ki?

Ne var ki, bu insanlar, söyleye söyleye, dediklerini insana vakıaymış gibi kabul ettirmeye başlarlar. Tarihi objektif ve vicdanlı bir şekilde yorumlamaya çalışanların azlığı neticesinde, sözde cesur “belgeselci hanımefendiler” her şeyi birbirine karıştırırlar; milletlerin vicdanını rahatlatmak adına manüpilasyonlarla dolu televizyon programları hazırlarlar. Sözde cesur ama “bilgisiz ve içi boş” gençlik ise  “silinmeden izleyin” temalı videoları yayınlayarak etrafa cahillik ve şovenizm yaymaya devam eder, bilinçli bir vatandaş gibi davrandıklarını varsayarak… Almanların “söyledikleri yalanlara kendilerini inanmaya zorlamaları” gibi… Ama biz hakikat arayıcıları ezberlenmiş sözleri devamlı dile getirip durmamalıyız. Aksi halde Ermenilerin yaptığı iftiranın aynısını biz başka bir millete atarız.

Bazı Türkmen aşiretleri Timur’un ordusunda Osmanlı devletine karşı savaştı ya da Türkmen kabileleri sık sık Osman Oğullarına baş kaldırdı ve en kanlı isyanları gerçekleştirdi (Celali isyanları) diye “Türkler Osmanlı’yı sırtından vurdu!” diyebilir miyiz!? Yavuz Sultan Selim Alevi Türkmenleri kılıçtan geçirdi diye Osmanlı Türklere soykırım uyguladı diyebilmek mümkün müdür? Ya da Balkan vilayetlerine gösterilen onca ihtimama rağmen Türklere bağlılıktan vazgeçen Arnavutlar ve bir kısım Boşnaklar hepsi ihanet etmiştir o zaman. Bunu diyebilmek mümkün değildir. Fransız İhtilâli ile birlikte gelen (maalesef) milliyetçilik ve bağımsızlık rüzgârlarıyla, pek çok ulus, kendilerine has bir devlet kurmak amacına yönelmiş ve çok uluslu egemen devletlerin başındaki hanedanlara karşı koymuşlardır.

İstanbul’da ve Avrupa’da eğitim görmüş ve İttihatçıların desteğiyle Mekke Emiri olmayı başarmış Şerif Hüseyin Hicaz’da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırmıştır, ve Avrupa’da bulunduğu yıllarda flörtlere başladığı İngilizlerle işbirliği yapmıştır. Şerif Hüseyin’in komuta ettiği bedevi kabilelerinin, Mekke-Maan hattında İngiliz kuvvetlerine destek verdiği doğrudur. Söz konusu hatta askerlere yardım taşıyan malum Osmanlı treni Lawrence’ın planıyla yerle bir edilmiş ve Hicaz’daki kaybın en büyük sebeplerinden biri olmuştur. Ancak, Birinci Dünya Savaşı’nın geneli ve askeri kayıplar dikkate alındığında bölgenin geleceğini tayin eden bu cephe değildir.

Asıl cephe, bilindiği üzere Filistin’de kurulmuş olan Filistin cephesidir. Süveyş Kanalı ve Kanal Harbi’nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra kurulan bu cephede ise halk herhangi bir ayaklanma çıkarmamıştır. Hatta söz konusu savaş sırasında Şam vilayetinin tamamında (Suriye’de, Irak’ın bir kısmı, Lübnan,Ürdün,Filistin) Türk kuvvetlerini arkadan vuran herhangi bir olaydan bahsedilmemektedir. Sunni Arapların ezici çoğunluğu, İstanbul’a sadık kalmışlardır.

Cephedeki komutan, Şam Valisi Cemal Paşa, çok sayıda Arap milliyetçisini meydanlarda idam ettirmiştir. Cemal Paşa’nın ve İttihatçıların, sert politikalarının Araplarda büyük tepki yaratmasına karşılık, Hicaz bölümünün doğu kısmı dışındaki Arap vilayetlerinde Arap halkının Türklere ihanet ettiğine dair bir yargıya ulaşmak doğru değildir.

Bu yazı dizisinin bütün bölümlerine ulaşabilmek için şu sayfayı ziyaret ediniz: http://www.fikiralemi.com/2010/02/01/araplar-bizi-arkamizdan-hancerledi-mi-yazi-dizisinin-butun-baglantilari/

Dikkat! Bu sitedeki bütün yazıların telif hakkı kanunlarla korunmaktadır. Daha fazlasını okumak için lütfen buraya tıklayınız.

Aralık 31, 2009  Tags: , , , , , ,   Şu kategoride: Tarih

10 Cevap

  1. Tolga K. - Aralık 31, 2009

    Konunun tarihi gerçeklerini bu yorumda tartışmayacağım. Belki gerekirse ileride düşüncelerimi yazarım.

    Burada yazacağım sadece şu. Benim için Müslüman bir Arap ile Müslüman bir İngiliz arasında fark yoktur.

    Bu yazı Arapların tarihteki bir davranışının olduğundan farklı gösterildiğini (ya da farklı gösterilmiş olabileceğini) izah etmek içinse sadece bir diyeceğim yoktur. İslâm’da zaten kavmiyetçilik olmaz. İsimlerinin Arap, Türk, Afgan olması benim için bir ehemniyet teşkil etmez.

  2. S&B - Aralık 31, 2009

    ALLAH’IN AYETLERİ

    Ayet; Kelimesinin bir çok anlamı var, temel bir kaç tanesini yazalım
    *Mucize anlamına gelir yani Hz Musanın asasının yılan olup sihir bazların yılanlarını yutması veya asa ile kızıl denizi yarması gibi.
    *Kuran daki yazılar, ayet anlamına gelir.
    *Allah’ın (CC) yasaları, kevni ibadi yasaları ayet anlamına gelir.
    *Son olarak Ayet kelimesi: Allahın yarattıkları, alametleri anlamına gelir, diyelim …

    İnsanlara desek ki; Kuran-ı inkar eder misin? desek.
    -Yoooook inkar etmem der,
    Kuran-ın bir kelimesine karşı gelirmisin desek ?
    -Yookkk gelmem der.

    Ama Kürd ölsün, Türk ölsün der, İngiliz ölsün der, yunan olduğu için Yunan ölsün der. ve bunu söyleyerek Allah’ın ben sizi kavimler olarak yarattım dediği ayetini inkar eder (Hucurat 13).
    Halbuki kafir (münafık) mümin diye ayırması gerekirken ayetlere iman etmiş birisi olarak, Allahın ayeti olan Kürdleri Türkleri Arapları Farsları İngilizleri kötüler, kötülüklerini ister, böylece ayeti inkar etmiş olur.

    Kavmiyetçilikle ilgili Huneyn savaşı sahabe Kuzman kıssası da anlatıla bilir.

    Selam sevgi saygı ve muhabbetle.

  3. by ene - Ocak 1, 2010

    http://susmakguzeldir.blogspot.com/2009/07/araplar-bizi-arkamzdan-vurdu-mu.html

    Bu başlıkda Sayın Hayrettin Karamanın bu konudaki yazısını paylaşmıştım..

    Bediüzzamanın milliyetçilik hakkındaki tesbitleri ile beraber..

  4. Zeyneb Seza - Ocak 1, 2010

    Tolga Bey, size kesinlikle katılıyorum. Benim için de müslümanın kökeni İbrani veya Rum olsa da değişmez. Hepsi birdir. Hatta bırakayım Müslüman olmasını, gayri-müslim bir insanın milliyetini elimden geldiğince bir önkabul olarak görmemeye çalışırım. Peygamberimiz (SAW) zaten kendisi Arapların hiçbir milletten herhangi bir üstünlüğü olmadığını, bu çok ciddi kabilecilik geleneği olan halkın yüzüne açıkça söylemiştir.Üstünlük ancak takva iledir ve bunun da ırkla ve genlerle bir ilişkisi yoktur. Sadece bu konu hakkında bir önyargının olduğunu düşündüğüm ve deneyimlediğim için düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Ben ne Arabım ne de Arapların savunucusuyum, sadece bu konuyla ilgili edindiğim bilgiler (arşivlere bulaşmışlığım ve bölge insanıyla yaşadığım deneyimler) söz konusudur. Bir de inanın aynı bizde olan manipule edilmiş eğitim ve bilgiler Arap ülkelerinde de bulunmaktadır ve ben onlara aynı kendi insanıma doğru bildiklerimi anlatmaya çalıştığım gibi, bizlere haksızlık ettiklerini olayların onların tam olarak sandıkları gibi gelişmediğini defalarca izah etmeye çalışmışımdır.

    Bir de kendi içlerinde çok farklı kültür, görünüş ve yaşam tarzlarından gelmiş oldukları halde aynı dili konuştukları için-buna itirazım yok tabi- sadece ülkemizde değil şuanda bulunduğum Avrupa’da da “Araplık” belki de en fazla genellenen kavramlardan biridir. Kendi ailem de dahil olmak üzere çevremde eksik veya yanlış argümanlara çok sık rastladığım için bu konuda görüşlerimi paylaşma ihtiyacı duydum. Başka bir niyetim yoktur. Tarihsel veya düşünsel olarak katılmadığınız noktalar da görüşlerinizi her zaman saygıyla dinlemeye hazırım.

  5. S&B - Ocak 1, 2010

    KENDİMİZİ BAŞKASININ YERİNE KISA BİR SÜRE DAHİ OLSA KOYALIM

    (Kavmî açıdan Türk, Kürt, Arap, Fars, Bangledeşli, Pakistanlı’nın… yerine koyalım, hatta Yunanlı, Ermeni, Gürcü, Azeri … yerine koyalım ve aşağıdaki yazıyı okuyalım)

    “Türkiye’de Kürtlere Yapılanlar, Kürdiye’de Türklere Yapılsaydı Ne Olurdu?” http://haksozhaber.net/author_article_detail.php?id=11849

    Yazı uzun gelir de sıkılırsanız, yazıda 9 madde var onları okuyunuz, yeter.

  6. S&B - Ocak 1, 2010

    Bu “kavim” ayetini inkar etmenin neticesinde öteki kavime Kur’anda verilen birçok hak verilmez…

    Ve zalimlikler yapılır…

    Gördüğünüz ve bildiğiniz gibi konular Kur’an bütünlüğünde birbirine ne kadar bağlantılı…

  7. Zeyneb Seza - Ocak 1, 2010

    Sayın S&B, yazınız çok ilginç ve faydalı bir empati kurmuş. Bunun gerçek olma olasılığı filan yok elbette, hemen paniğe kapılmasın bazıları:) Ama empati kurmak yürek işidir, ahlak bir davranışta bulunurken karşımızdaki kişi yerine kendimizi koymaktır aslında. Ben de Araplar ve Kürtler ile ilgili kurduğum empatiler yüzünden “şuursuz” veya “vatansevmez” diye hakaretler aldığım olmuştu. Halbuki asıl bizim gibiler vatanlarını temiz bir şekilde seviyorlar. Çünkü vatanı vatan yapan üstündeki insanlardır. Bu insanlara düşman oldukça vatanı sevmek ne kadar gerçekçidir değil mi? Bu sorunlar sadece ülkemizde yok tabii ki pekçok müslüman ülke benzer arızalara sahip. Ancak o kadar açık ayet ve hadis üzerine dillerimiz lal kesilmeli. Sadece vatanımızın ve bütün islam aleminin ihyası için değil imanımızın muhafazası için bir yerde durmalı ve kişisel hırsımız ve yıllardır içimize işlemiş bir takım propagandalarla beslenmiş öfkemizin bize galip gelmesine mani olmalıyız. Ayette ifade edildiği şekliyle “Allahın ipine sımsıkı sarılın” “ve hani siz düşmanlardınız ama kardeşler olarak sabahladınız” Amiiin

  8. S&B - Ocak 2, 2010

    SADECE MÜSLÜMANIZ DESEK

    “Lâ” demedikleri için, “Lâ” nın ne anlama geldiğini bilmedikleri için bazı insanlar bazen kendilerini şöyle tanımlıyorlar; önce Türküm Müslümanım, Kürdüm müslümanım, laikim müslümanım, kemalistim müslümanım, aleviyim müslümanım, sünniyim müslümanım, şiayım müslümanım, ehli sünnetim müslümanım, liberalim müslümanım, faşistim müslümanım, milliyetçiyim müslümanım, atalarımın dini ile beraber müslümanım ..vs. diye tanımlıyorlar…

    tövbe haşa İSLAM NOKSAN MI Kİ önüne bir ek getiriyoruz.

    Allah bizi sadece Müslüman olarak tanımlamışken.

    Rabbim şöyle buyuruyor…

    “… O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim’in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur’an’da) da sizi “MÜSLÜMANLAR” olarak İSİMLENDİRDİ / ADLANDIRDI / TANIMLADI; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a sarılın, sizin Mevlanız O’dur. İşte, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcı. (Hac Suresi, 78)”

    Ayrıca müslümanım diyenden daha güzel sözlü varmı, müslüman olarak yaşayın, müslüman olarak ölmeyi isteyin diye bir çok ayet varken.

    /
    Zeynep SEZA Hanım,

    Malesef önce kendimizi tanımlama sıkıntımız var. Sonrası çözülür… diye düşünüyorum.

    Kur’an da da kapsamlı bir ortak nokta çözümü var.

    Selametle…

  9. S&B - Ocak 2, 2010

    s.a

    Son yorumumda;

    Yukardaki yorumunuzu eleştiri değil, kendi son yazdığım yazıyı sizlere sunuyorum…

    Selametle,

  10. S&B - Ocak 7, 2010

    s.a.

    Çok Çok Çok Önemli Bir Duyuru

    09 Ocak 2010 Cumartesi günü saat 20;00 de BAĞCILAR KÜLTÜR MERKEZİ (ÖZGÜR-DER BAĞCILAR ŞUBESİ) nde çok önemli bir konu üzerinde Konferans Var.

    Bu konferansa gelenler; bizim Ankara da cuma namazlarımızda dinlediğimiz Mehmet Pamak’ ın vaazlarından bir bölüm dinleyecek, Kuran Sünnet bütünlüğünde DİNLER VE MÜSLÜMANLAR ARASI DİYALOG konusunda Müslümanların düşünceleri hakkında fikir edinecek, ayrıca şirk tevhid bağlamında nerde olduklarını anlayacak, tevhidden savrulmalarının Kuran Sünnet bağlamındaki yerini görecekler…

    Ve herkesin farklı yorumladığı Medine vesikası hakkında çok önemli bilgiler edinecekler…

    “DİNLER VE MÜSLÜMANLAR ARASI DİYALOG”

    KONUŞMACI; MEHMET PAMAK 09.01.2009 20,00
    BAĞCILAR KÜLTÜR MERKEZİ (ÖZGÜR-DER BAĞCILAR ŞUBESİ)

    http://www.haksozhaber.net/
    Bu linkte genel davette mevcuttur.

    Arkadaşlarınızı da çağırınız…
    Selametle…

Bir Cevap Bırakın