Fatiha ve Onu Anlama ZorunluluÄŸumuz

Yazan: Uğur Mustafa Dinç

Sonsuz Şefkatli, Sınırsız Merhametli Allah’ın adıyla,

Övgü Allah’a aittir, bütün âlemlerin Rabbine,

Sonsuz Şefkatli-Sınırsız Merhametliye,

Din gününün hükümdârına.

Yalnızca Sana kul oluruz ve yalnızca Senden yardım isteriz.

Bize düz giden yolu  göster;

Lütufta bulunduğun kimselerin yolunu,

Öfkelenilmeyi hak edenlerinkini değil, sapanlarınkini değil.

Âmîn.

. . .

Fatiha suresi adı verilen bu kısa sureyi dinin direği olan namazlarımızda her gün, her namazın her rekatında birer kere okuyoruz, onu sürekli ve bol bol tekrarlıyoruz. Yani Fatiha o kadar önemli ve o kadar derinden özümsenmesi gereken bir Allah sözü ve bir duadır ki Allah bize onu bu kadar çok tekrar etmemizi ve onu tekrar ettikçe kendimizi manevi açıdan yenilememezi emretmektedir.

Ne acıdır ki en temel dinî metinlerimizden olan bu muazzam, bu muhteşem ve yüce surenin anlamını pek çoğumuz bilmiyoruz bile.

Hayır, namazlarda bu surenin kendisini deÄŸil de Türkçe çevirilerinden birini okuyalım demiyorum. Böyle bir ÅŸey söylemek ÅŸarlatanlık olurdu. Hiçbir metnin baÅŸka bir dile aynen, anlamı hiç bozulmadan çevrilmesinin mümkün olmaması bir yana, Allah kitabına bunu yapmak dinin direÄŸi olan namazı keyfî uygulamalara ve çarpıtmalara, bozmalara açmak demektir. Zaten ÅŸayet aynı anlamda baÅŸka kelimeler kullanmak yani onları tercüme etmek mümkün olsaydı, Hz. Peygamber, buna Arapça’nın kendi içinde de izin verir ve meselâ hamd veya rab anlamına çok yakın veya doÄŸrudan eÅŸ anlamlı kelimeler de kullanılabilirdi. Ya da surenin sözdiziminin aynı anlama gelecek ÅŸekilde farklı yapılması da mümkün olurdu. Oysa bunlar Kur’an’da tahrifat (deÄŸiÅŸtirme, bozma) olacağı için, bunlara izin verilmedi. Aynı tahrifat, Türkçe bir çevirinin namazlarda okunması yoluyla da yapılabilir; üstelik çok az kiÅŸinin Arapça bildiÄŸi bir toplumda bu kötülük daha kolay ve etkili bir ÅŸekilde baÅŸarılabilir. Dolayısıyla, bu, namazı Hz. Peygamberin (s.a.s.) kıldığı gerçek namazdan farklılaÅŸtırmak olmaktan da öteye varır. Hz. Peygambere Allah’ın indirdiÄŸi dini, insan yapımı baÅŸka bir dinle deÄŸiÅŸtirmek olur aynı zamanda. Hiçbir samimi ve akıl sahibi mümin bunu savunamaz.

Çözüm, Kur’an’daki surelerden en azından Fatiha suresinin anlamının Arapça bilmeyen halkımıza, meselâ Kur’an kurslarında ve okullardaki din derslerinde, hiç olmazsa evlerde ve camilerde iyice öğretilmesidir. GerektiÄŸi kadar tefsirinin, izahının, bunu kendileri de iyi öğrenmiÅŸ hocalar tarafından, yapılmasıdır. Birçok ayetinden öğreniyoruz ki Kur’an, insanlar onu anlasınlar ve üzerinde düşünsünler diye Hz. Peygamberin gönderildiÄŸi kavmin diliyle indirildi. Yani bu kitabın ilk muhatapları, onu anlayan insanlardı. Müslüman toplumun kültürel ortamının deÄŸiÅŸmesi ve Arapça bilmeyenlerin de dine katılmasıyla bu surenin diÄŸer dillere de çevrilmesi ve insanlara öğretilmesi (ama bu çevirilerin namazlarda okutulması deÄŸil), doÄŸal olarak kesin bir görev idi Müslümanlar için. Hatta Arap dilinin de ufaktan da olsa deÄŸiÅŸmesiyle, Araplar için de tefsirler yazılması gereÄŸi duyuldu. Böylece ilk tefsirler, âlimler tarafından, Arapların kendileri için yazıldı.

İslâm tarihinin farklı dönemlerinde, yabancılara Kur’an’ı ve özellikle Fatiha’yı izah etme, açıklama görevi ne kadar îfâ edildi bilemiyorum. Ama ÅŸu bir gerçek ki bugün halkımız bu konuda büyük bir eksiklik ve kayıp içinde. Dolayısıyla en azından siz, deÄŸerli okurlarımız, kendiniz bu şanı büyük sureyi meâllerden ve, aslında o da yetmez, güzel tefsirlerden okuyarak anlamaya ve öğrenmeye çalışın. Sizi temin ederim ki daha derinden anladıkça onu çok seveceksiniz, hayran olacaksınız.

Dikkat! Bu sitedeki bütün yazıların telif hakkı kanunlarla korunmaktadır. Daha fazlasını okumak için lütfen buraya tıklayınız.

Haziran 26, 2009  Tags: , , , ,   Åžu kategoride: Ä°slamî Bilgiler

1 Cevap

  1. Kaan CoÅŸkun - Haziran 27, 2009

    Sitenin ilk yorumunu ben yazıyorum.
    Bismillah diyelim.
    Fatiha Suresi bence Allah’la kul arasında bir çeÅŸit sözleÅŸme gibi.
    Elmalılının
    (5 – Ancak sana ederiz kulluÄŸu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).) 5. ayete verdiÄŸi meladen anlaşılacağı üzere kullar Allah’a bir taahhüt veriyor.Ondan bÅŸkasına tapmayacaklarına,abd yani kul olmayacaklarına dair bir söz veriyorlar.
    Bence bu çok anlamlı bir şey.

Bir Cevap Bırakın