Bankpozitif Kimin?

bankpozitif kimin

Bugün bir ziyaret sebebiyle Bankpozitif’e gittim.
Bankpozitifin kimin veya kimlerin olduğuyla ilgili hiçbir fikrim yoktu.
Aslında bakarsanız bu bankanın ismini pek duyduğum bile söylenemez.
Bankanın Kavacık’ta bulunan binasına gittik.
Bundan sonrası benim için şaşırtcı oldu.
İnanılmaz bir güvenlik önlemiyle karşılaştık.
Kapı otomatik demir kapı idi.
Bu kağıdan insanlar ve araçlar girebiliyor.
Ancak kapı açılınca aracın basın girmesi imkansız.
Çünkü demir kapı açılsa bile arkada araçların girmesini engelleyen demir bir ek var.
Buradan geçtikten sonra iki kapıdan daha girdik.
Bir kapı açıldıktan sonra güvenlik sizi arıyor.
Sonra o kapı kapanıyor diğeri açılıyor.
Daha önce de bazı banka genel müdürlüklerini ziyaret etme imkanım oldu.
Hiçbirinde bu denli dikkatli ve sert güvenlik önlemi görmemiştim.
hatta hayatımda hiç bu kadar detaylı bir güvenlik kontrolü ve aramaya maruz kalmadım.
Ancak daha sonra bu bankanın İsrail’in en büyük bankası olduğunu internetten öğrendim.
Sanırım banka İsrail kökenli olduğu için bu kadar korunmaya ihtiyaç duyuyor.
İsrail’in politikalarına olan nefret kurumlarına da yönelebilir düşüncesi var sanırım.

Eski Mısır’da Matematik

Eski Mısır denildiğinde aklımıza Firavunlar, mumyalar, piramitler ve çöl gelir. Bu algının oluşmasında Batı filmleri büyük rol oynuyor. Oysa Mısır denildiğinde ilk akla gelen şeylerden biri matematik olmalı. Mesela Pi sayısını ilk kullananlar Mısırlı’lardır. Nil nehri Mısırlı’lar için matematiğin gelişmesinde büyük etken olmuştur. Nehrin taşma günlerinin hesaplanması, arazi hesaplamaları vs…

Eski Mısır ve Matematik konusunda şu yazı dikkate değer:

eski mısırda matematik

Eski Mısır’da matematik konusundaki bilgilerimizi, yazıcı Ahmes’in hyeratikos ya­zısıyla İ.Ö. 1650’de kaleme aldığı, 85 problemi kapsayan ve bugün British Museum’da bulunan Rhind papirüsünden, Moskova papirüsünden, özellikle aritme­tiğin yapısını aydınlatan ve Mısır’da ma­tematiğin durumu üstüne bilgiler içeren deri rulodan ediniyoruz.

Daha tarih döneminin başlangıcında (İ.Ö. III. binyıl) Mısır’da, onlu bir sayı siste­mi (hiyeroglif) vardı, ilk dokuz sayı, her bi­rim için bir tane olmak üzere, düşey çiz­gilerle belirtiliyordu; onun kuvvetlerinden her birinin (onluk, yüzlük, binlik, vb.) farklı bir simgesi vardı. Örneğin mısır dilinde bi­ne, ka deniyordu ve bu lotus anlamına ge­liyordu. Böylece lotus resmi bini gösteri­yordu. Simgeler, toplama ilkesine göre sı­ralanıyordu, yani her simge, gerektiği ka­dar tekrarlanıyor ve bütünün değerini bul­mak için bu simgelerin değerleri toplanı­yordu.

Hiyeroglif sisteminin yanı sıra Mısırlılar, daha başlangıçta, sayıları kendine özgü bir biçimde gösteren ve işlek bir yazı olan hieratikos sistemini kullandılar. Bu sistem de onluydu, ama hiyeroglif sistemdeki aşı­rı tekrarlardan kaçınmak için özel işaret­ler kullanıyordu.

Firavunlar krallığı’nda örgütlenmenin ol­dukça merkezileşmiş olması, ülke kaynak­larının kralın ve din adamlarının elinde toplanmış olması ve para kullanılmadığı için ekonominin değiş tokuşa dayanma­sı, geniş kapsamlı bir muhasebeyi gerek­tiriyordu; bu işi de yazıcılar üstlenmişti. Mı­sır aritmetiği, bu maddi gereksinimlere sıkı sıkıya bağlıydı. Toplamaya dayandığın­dan, bellek çabası gereksizdi. Çarpma ve bölme, iki katını almaya ve toplama seri­lerine indirgenmişti. Örneğin, 14’ü 9’la çarpmak için yazıcı şu yöntemi izliyordu:

1 9

2 18

4 36

8 72

Her satır, bir öncekinin iki katını alarak el­de ediliyordu. Böylece 14, 2’nin kuvvet­lerinin toplamı olarak yazılabiliyordu, 14 = 2 + 4 + 8 ve yazıcı çarpmanın sonucu­nu bulmak için sağ sütunda bunlara denk düşen sayıları ekliyordu:

18 + 36 + 72 = 126

Papirüslerde, bugün birinci ve hatta ikinci dereceden denklemlerle ifade edi­lebilecek problemler vardır, ancak eğreti çözüm kuralından yararlanan çözüm yön­temlerinin, aritmetik yöntemler olduğu an­laşılmaktadır.

Mısır geometrisinin kökeni de, tıpkı arit­metiğin kökeni gibi maddi gereksinimle­re dayanır. Heredotos bu geometrinin, Nil ırmağının her taşkınından sonra toprağı, topluluk üyelerine hakça dağıtma zorun­luluğundan kaynaklandığını ileri sürer. Mı­sırlılar karenin, dikdörtgenin, üçgenin, ya­muğun alanını doğru olarak hesaplayabi­liyorlardı ve dairenin alanını da görece iyi bir yaklaşıklıkla bulmuşlardı:

π =3,1605 değerine denk düşüyordu.

Tarihçiler, π nin bu değerinin kökenini açıklamakta güçlük çekiyorlar ve çeşitli yorumlar ileri sürüyor­lar. Yapıların inşasında kullanılan malze­menin hacmini hesaplamak, ambarlarda bulunan ürünü belirlemek, küpün, priz­manın, silindirin, vb., hacmini veren for­müllerin ortaya konmasını gerektiyordu. Yazıcılar, bir piramidin hacmini ve kenarlarının eğimini, yatay tabanın yüksekliğe oranını (sekt) hesaplamayı biliyorlardı. Moskova papirüsünde, tabanı kare olan bir kesik piramidin hacmi somut sayılarla veriliyor, ancak hiçbir açıklama yapılmıyor­du.

Ramses ll’nin babasının mezar odasın­da bulunan tamamlanmamış dekorlar Mı­sırlıların benzerlik ve oranlılığın temel özelliklerini çok iyi kavradıklarını ortaya koymaktadır

kaynak:Büyük Larousse Ansiklopedisi-Milliyet Yayınları

Tarihte Bilinen İlk İflas Ne Zaman Oldu

Uzun bir süredir Yunanistan’ın iflasın eşiğinde olduğunu biliyoruz. Bir kaç yıldır bu darboğazdan çıkmaya çalışıyorlar. Avrupa Birliği Yunanistan’a olağanüstü paralar aktardı. Ancak her şeye rağmen Yunanlılar bir türlü bu kötü gidişatı değiştiremedi.

Tıpkı milattan önce 400 yıllarında olduğu gibi.
Evet tarihte bilinen ilk iflas milattan önce 400lü yıllarda Yunanistan’da gerçekleşmiş.
ilk iflas
 

 

Haber şöyle:

O dönemde 10 şehir devleti Delos Tapınağı’ndan borç almış fakat söz konusu borcun sadece yüzde 20’si geri ödenmişti. Aradan geçen yaklaşık 2.400 yılda değişen bir şey yok. Şehir devletlerinin yerini Çipras’ın Yunanistan’ı aldı. Delos’un yerinde ise IMF-AB ve ECB var…

İLK İFLAS YUNANİSTAN’DA
Kimileri tesadüf diyebilir fakat dünyada bilinen ilk iflas da yine Yunanistan’da yaşanmıştı. Milattan Önce 4. yüzyılda, Yunanistan’daki 10 şehir devleti, Delos Tapınağı’ndan (*) borç almış fakat çoğu devlet bu borcu ödeyememişti.

Dünyada En Çok Tecavüz Yaşanan Ülkeler

tecavüz istatistikler
Son günlerde taciz ve istismar olayları gündemimizi işgal ediyor. Tabi bunlar normal bir şekilde gündem olmuyor. Yani tecavüz nedir, neden tecavüz oluyor, nasıl azaltılır, ne yapılmalı gibi sorular sorulmuyor. Bu olaylar hangi siyasi kesime ait kişiler tarafından yapılıyor bu gündem oluyor. Bir kaç olayı tüm camialara yıkmaya çalışıyoruz. Yani bir tecavüz olayı üzerinden birbirimize tecavüz ediyoruz.

Gündem tecavüz olunca bende internette bir araştırma yapmak istedim. En çok tecavüz hangi ülkede yaşanıyor, en çok tecavüze uğrayan yaş grubu hangisi, çocuklar tecavüze uğruyor mu vb… soruların cevaplarını aramak istedim. Güzide ülkemizin web sitelerinde bu bilgilere ulaşmak zor oldu. Çünkü tecavüz kelimesi aratılırken karşıma daha çok bu türden videolar, tecavüz fantezileri falan çıktı. Yani bizim olaya bakışımız ve beklentimiz belli.

Dünyada En Çok Tecavüz Hangi Ülkelerde Yaşanıyor?

Dünyada kadının aşağılandığı, tecavüze uğradığı,eşya gibi kullanıldığı ülkeler hangileri desek muhteşem medyamız bize direk müslüman ülkeleri gösterir. Çünkü dünyada böyle bir algı var. Bu konuda çok haksız sayılmazlar. Müslüman ülkelerde kadına bakış ve muamelede sorunlar olduğu aşikar. fakat tecavüz olaylarıyla ilgili istatistikler bu olayın çok farklı bir yönüne dikkatimizi çekiyor.
En çok tecavüzün yaşandığı ülke ABD. Bu ülkede yaşanan tecavüz olaylarında %10 erkeklerde mağdur oluyor. Erkeklere de tecavüz ediliyor. ABD de her 6 kadından bir tanesi tecavüze uğruyor.
İkinci büyük tecavüz olayları Güney Afrika’da yaşanıyor. Yılda yaklaşık 100 bin kişi tecavüze uğruyor.
Üçüncü ülke ise şaşırtıcı ama İsveç. Bu ülkede her 4 kadından biri tecavüze uğruyor. refah ve medeniyetin en önemli merkezlerinden biri olarak kabul edilen İsveç’te tecavüz olayları sıradan.
isveç’i sırasıyla Hindistan, İngiltere, Almanya, Fransa ve Kanada takip ediyor. Sri Lanka 9 Etiyopya ise 10. sırada.

TECAVÜZLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER

Tecavüze uğrayanların %44’ü 18 yaş altıdır.
Tecavüze uğrayanların %80’i 30 yaş altıdır.
Amerika’da her 107 saniyede bir tecavüz olayı yaşanmaktadır.
Tecavüz olaylarının %68’i polise bildirilmiyor.
Tecavüzcülerin %98’i bir gün bile hapse girmemiştir.
Tecavüze uğrayanların %80’i tanıdığı kişiler tarafından tecavüze uğruyor.

Salatalık Hakkında Önemli Detaylar

salatalığın bilinmeyen faydaları

Salatalık namı diğer hıyar. Her ne kadar bu iki ismi de hakaret ve aşağılama için kullansak da bu besinin faydaları o kadar çok ki, şaşıp kalmamak elde değil. En ilginci de bu bitkinin hemen hemen tamamının sıvıdan oluşması. Bunu hala aklım almasa da o gördüğümüz salatanın hemen her yeri sıvı. Yüzde 96 oranında sıvı olduğu söyleniyor. İyi de bu kadar faydalıysa ne tür faydaları var?
KİLO VERDİRİR?

Kalorisi çok az olduğundan kilo aldırmaz hatta kilo verdirir.

Sindirim Sistemi ve Salatalık?

İdrar söktürücü ve sindirim sistemi düzenleyici özellikleri var. Bu nedenle tavsiye ediliyor.

Salatalık ve İmaj?

Salatalığın maske olarak kullanıldığını zaten görmüş olmalısınız. Ayrıca saç,tırnak ve deri sağlığına iyi geliyor. Yüzü nemlendiriyor.

Bunlar dışında da faydaları var tabi ki.
Selülit düşmanı, cilt temizleyici ve hatta temizlik için bile kullanılıyor.

İmam hatip Deyince Aklımıza Ne Geliyor

imam hatip diyince aklınıza ne geliyor
Kutlu doğrum etkinlikleri vesilesiyle Önder İmam Hatip mezunları ve Mensupları derneğinin düzenlediği geceye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldı. Son günlerde gündem olan imam hatip okulları bu vesileyle gündemdeki yerini biraz daha öne çıkardı. peki nedir bu imam hatip? Ne yapar ne ederler? Halk imam hatipler hakkında ne düşünür ?

Dün TRT1 de başlayan Sevda kuşun kanadında adlı diziyle de aslında bu hareketin, bu okulların tarihini görmüş olduk. Birçok zaman çeşitli şekiller baskıya maruz kalmış bu okullar. Sırf bu okullarda din eğitimi olduğu için bu okullar ve bu okula giden kesimler yadırganmış, dışlanmış. Ancak bu okullar hiç bıkmamış. Ülke için çok önemli şahsiyetler yetiştirmiş ve ağırlığını hep hissettirmiş. Siyasete, bilime,sanata katkı sağlayan birçok beyni bu okullar yetiştirmiş. Bu okulların en önemli özelliklerinden biri dar gelirli aile çocuklarını koruyup kollarımı olmuştur. Bu okullardan mezun olan birçok dar gelirli genç olağanüstü başarılar göstermiştir.

İmam Hatipli Ünlüler

Ülkemizde milyonlarca mezun ve mensubu bulunan bu okulların tabi ki yetiştirdiği birçok ünlü siyasetçi,gazeteci,sanatçı vs… leri de var. Zaten herkesin bildiği gibi şuan mevcut cumhurbaşkanımız imam hatip mezunu. Ayrıca çok şaşırtıcı kişiler de var bu mezunlar arasında. Sanatçı Sinan Akçıl gibi. veya modacı kemal doğulu gibi ilk bakışta imam hatipli olacağına ihtimal vermediğimiz kişiler de var. ve siyasete damga vuran imam hatipliler: Tayyip Erdoğan, Mehmet Ali Şahin, Şevki Yılmaz,Ömer Dinçer… Gazeteciler: Ali Bulaç, Abdurrahman Dilipak, Ahmet Hakan Coşkun… gibi gidiyor.

İmam Hatipte Hangi Dersler Var

Şaşırtıcı olan bilgilerden biri de bu. İmam Hatipte diğer liselerde olan tüm dersler var.
Matematik,tarih,coğrafya,felsefe,ingilizce…
üstüne bir de meslek dersleri var: Kuran-ı Kerim, tefsir,siyer,fıkıh,hadis,kelam,arapça…
Yani aslında iyi bir öğrenci için bulunmaz bir okul.
İmam Hatipler Hakkında Medyada Çıkan Haberler:

Medyada imam hatipler aleyhinde sık sık olumsuz haberlere rastlamanız mümkün.
Bu artık sıradan bir şey. Çünkü imam hatiplerin temsil ettiği bazı şeyler var ve bu bazı şeylerden nefret eden kesimler ve medya grupları mevcut. Dolayısıyla bu konuda aleyhte haber bulmak için zaten bir yarış söz konusu. Ancak istatistikler bu konuya çok farklı yaklaşıyor. Ülkemizde okullar arasında hemen her yıl en az suça bulaşan okullar imam hatipler.

Saygılarımla…

Küçük Vahşiler Filmi Hakkında Little Savages

little savages küçük vahşiler
Merhaba;
Bildiğiniz gibi bir süredir sitede izlediğim filmler hakkında yorumlar yapıyorum. Bu yorumları yapma amacımı daha önce de açıklamıştım. İnternette binlerce film var. Hangi filmi izleyeceğimize karar vermek için araştırma yaptığımızda karşımıza gerçekçi yorumlar ve nesnel bilgiler çıkmıyor. Aldatıcı yorumlar ise bizim işimize yaramadığı gibi yanlış bir karar almamıza ve aslında hiç izlemek istemeyeceğimiz bir filme bir kaç saat heba etmemize sebep oluyor. Bu nedenle ben de izlediğim filmler hakkında mümkün mertebe bir şeyler yazmak istiyorum.
KÜÇÜK VAHŞİLER FİLMİ HAKKINDA
Film bir çocuk ve onun ergen ablasının tatil hikayesiyle başlıyor. Çocuk asosyal ancak oldukça bilgili ve araştırmacı biri. Ve pısırık hiç arkadaşı olmayan bir çocuk. Abla ise kardeşini annesini ve hatta tatil için yanına gittiği teyzesini bile umursamayan sürekli telefonda birileriyle sohbet eden, gençlik ateşiyle yanan bir kız. Tatil için gittiği yerde ise zengin bir serseriyle yakın ilişki kuruyor. Oysa o serseri çocuk bu kızın kardeşini sürekli küçük düşürmek isteyen biri. Ve filmin tam burasında bir de hazine avı filme dahil oluyor. baş kahramanımız asosyal çocuk ve o serseri hazinenin peşinde. Kimin neler yapabildiğini filmi izleyerek öğrenmelisiniz.
Film inanılmaz komik, inanılmaz macera dolu desem gerçekçi olmaz. 8-13 yaş arasına hitap ettiğini düşündüğüm bir film. filmin bariz bir mesajını göremedim. Ezik iyiler ve serseri kötüler arasında geçen çekişmeyi anlatıyor. Zaman zaman komik de olsa üst düzey espriler ve komiklikler beklemeseniz iyi olur. Dediğim gibi bu film aslında 8-13 yaş arasını hedef alan bir film. İyi seyirler.

Dolaylı Şirket Reklamı

dolaylı reklam tanıtım
Sitemizde reklamcılık ve pazarlama üzerine birçok yazıya rastlıyorsunuz. Bunu yadırgamayın. Çünkü artık çağ buraya doğru gidiyor. Güzel tanıtım, reklam, marka bilinirliğini artırma, müşteri aidiyeti, uzun dönemli stratejiler vs…
Artık şirketler bir ürünü satmak için reklam yapmıyor.
Şirket üründen ziyade kendi reklamını yapıyor. Örneğin bu otomobil markası doğayı korumaya dönük sürekli projeler açıklıyor. Aslında bakıldığında direk böyle bir sorumluluğu yok. Ancak bu şekilde halkın gözüne giriyor.
ANCAK YAPMADIKLARI BİR ŞEY VAR.
Bence sürekli ve dolaylı reklamda şirketlerin atladığı bir yer var.
Şirketler sosyal tesis açmıyor. Örneğin çocuklar için bir uzay üssü tarzı mekan hazırlasalar. X firması uzay üssü, haftanın 7 günü öğrencilerin, halkın ziyaretine açık olsa. Bu dikkat çekici hizmetten dolayı sürekli ziyaret edilen bir yer olacak. Markayla özdeşleşen bu yer o markayı sevimli hale getirecektir. bence şirketler bu tür projeleri düşünmeli.

Çinli Kadın Robot Jia Jia

jia jia kadın robot

Resimde görülen hanımefendi bir robot. Sanırım bu kadar güzel bir insana rastlamak zorken bu kadar güzel bir robota rastlamak çok ilginç gelmiş olabilir.
Evet, benim için de şaşırtıcı oldu. Robot gerçekçi olmasının yanı sıra insan robot demeye kıyamıyor.
Bildiğiniz güzellik yarışmasına katılsa derece yapar.
İnsanların robotlaştığı dünyada robotların insanlaşması kaçınılmadı. Ve aynen de öyle oldu.
Sanırım artık geleceğe dönük tahminlerimizi biraz daha berraklaştırabiliriz. İnsanlara güvenemediği için robotlarla dostluk kuran insanlar, insanlar yerine işçi olarak çalıştırılan robotlar vs…
Kısacası bundan sonra hayal gücümüze kalmış.
Tabi önce sadece zenginlerin alabileceği robotlar daha sonra herkesin alabileceği fiyatlara inecek.
Ve robot fiyatları kalitesine göre, cinsiyetine göre, işlevlerine göre değişecek.
Yukarıdaki robotun fiyatı biraz pahalı olacak, bu kesin.

Afyon İkbal Termal Otel Hakkında

ikbal otel hakkında yorumlar
Amatör yorumlar her zaman önemlidir.
özellikle tatil beldeleri ve konaklama yerleri hakkında yapılan yorumlar çok önemlidir.
Bir sürü para ve zaman ayırıp belli bir yere gidiyorsunuz. Gitmeden önce o yerle ilgili araştırmalar yapıyorsunuz. Okuduğunuz tüm yorumlar harika, baktığınız tüm resimler inanılmaz.
Saatlerce süren yolculuktan sonra gitmek istediğiniz yere varıyorsunuz. Biraz dinlendikten sonra etrafı keşfetmek için biraz geziyorsunuz. Resimlerde gördüğünüz yerleri arıyorsunuz. Ama nafile. Otelde de öyle bahsedilen imkanlar pek de yok. İyi de bu kadar zaman, bu kadar para, tatil hayalleri… hepsi boşa mı gitti?
Evet boşa gitti. Bir klasik olarak aldatıldınız.Eğer Türkiyede yaşıyorsak aldatılmaya ve aldatmaya çok alışık olduğumuzdan bu konu üzerinde düşünmeyiz.
Ancak kalite, insanlık, hizmet anlayışı bunlar değil.
Konuyu çok uzattım. Şimdi asıl konumuza yani Afyon İkbal Otel hakkında yapacağım yoruma gelelim.
Öncelikle inanılmaz tatil deneyimlerim olmadı. Çoook büyük kıyaslamalar yapmam imkansız. Ve zaten objeklif adına sadece durumu anlatacağım. Sonuçları siz çıkarmalısınız.

İstanbuldan yola çıktık. Yaklaşık 7-8 saat süren bir yolculuk yaptık, evet buna molalar dahil.
Yolculuk yaptığımız firma bizi otele 250-300 metre mesafede olan bir noktada bıraktı. Daha doğrusu Özdilek AVMnin orada bıraktı. Buradan şunu söyleyebilirim:eğer otobüsle geliyorsanız işiniz kolay. Çünkü ulaşımı gayet kolay. Tabi bu istanbul yönünden gelenler için. Zaten Afyon merkeze de yakın bir yer burası.
Otele giriyoruz. Otel klasik bir tarzda altta lobi, hamam, bayan,erkek havuz ve bir karışık havuz. Otelin önünde de bir adet havuz mevcut. Bazı akşamlar canlı müzik var. 3 adet bilardo masası bir de masa tenisi masası var. Spor salonu varmış ancak hiç görmedim. Termal havuza girip çıkmak isteyenler için güzel. Otelin dışına pek çıkmadan termal havuzdan istifade edilebilir. Çok hareketli bir yer değil. Sanırım hedef kitleleri de bu değil.
Kısacası bir tatil yerinden ne beklediğinize göre bu otelden hoşlanıp hoşlanmayacağınız belli olacak.
Gerçi bu tüm her yer için geçerli sanırım.
Afyonun yer altı sularından zaten bahsetmeye gerek yok. Ayrıca sanırım bu otel bölgenin en büyüklerinden.